Selam millet! Ben Jovana
Muhtemelen şu an bir tatil planlıyorsunuz ve karşınıza onlarca 'ciddi' tur şirketi çıktı. Ben o ciddiyeti biraz bozmaya geldim. Hayat zaten yeterince karışık, neden tatilimiz bir askeri kamp disiplininde geçsin ki?
Bir yanım Belgrad’ın o bitmek bilmeyen enerjisinde, diğer yanım sabahın 06:00’sında matın üzerinde yoga yaparken bulduğum o iç huzurda. Evet, doğru duydunuz; ben bir yoga ve meditasyon tutkunuyum. Ama merak etmeyin, turun ortasında sizi zorla 'Aşağı Bakan Köpek' pozisyonuna sokmayacağım (tabii Adriyatik kıyısında gün batımını izlerken isterseniz o başka!).
Peki, bir yoga tutkunu neden tur şirketi kurar? Çünkü seyahat etmek de bir nevi meditasyondur. Kotor’un dar sokaklarında kaybolurken zihnindeki gürültüyü susturmak ya da İstanbul’da o ilk yudum Türk kahvesini içerken 'anda kalmak' tam olarak budur. Ben ve ortağım, size sadece otel odası değil, bu 'anları' satıyoruz.
Bizimle tura çıktığınızda ne olacak?
Dil Bariyeri mi? Asla. Sırpça mı konuşuyoruz? Tamam. Türkçe mi? Anlaştık. İngilizce mi? No problem. Ben oradayken kimse size 'turist fiyatı' çekemez, çünkü o pazarlık masasına bizzat meditasyonun verdiği sabırla oturacağım!
Ruhunuz Dinlenecek: Turlarımızda koştur koştur 'müze gör-çık' yapmıyoruz. En güzel manzarada durup o anın tadını çıkarıyoruz. Belki biraz nefes egzersizi, belki biraz kahkaha terapisi...
Gerçek Balkan ve Türk Ruhu: Size broşürlerdeki sahte gülümsemeleri değil, Belgrad’ın ara sokaklarındaki en iyi kahveyi ve Türkiye’nin en samimi sohbetlerini vaat ediyorum.
Yani demem o ki; bavuluna hem güneş kremini hem de merakını koy. Eğer yolda biraz gerilirsen, sana bir 'Om' çektirir, her şeyi hallederiz.
Bir sonraki durağımızda görüşmek üzere. Vidimo se! (Görüşürüz!)
Jovana...